Uzay Çağı, Bir Mail ve Düşündürdükleri..

Şubat ayının yaz mevsimini aratmadığı bir akşamında “hayra vesile olan yapan gibidir” düsturundan yola çıkarak kurulan ve bugün (22 Nisan 2007) itibariyle 100,000 kişiye ulaşan blog sayfam için mail adresime her gün onlarca mail almaktayım.Ekseriyetle müspet mesajlar içeren mailler alıyor olsam da menfi mesajlar da aldığım olmakta…
Müspet de olsa menfide olsa tüm mailleri titizlikle okumakta ve olabildiğince cevap vermeye çalışmaktayım. Bu mesajlardan bir tanesini noktasına virgülüne dokunmadan sizlerle paylaşmak istiyorum;
“Merhabalar,
Web sayfanız gerçekten ilginç. Küçük çocukları nasıl dini bilgilerle zehirleyeceğinizin hesaplarını yapıyorsunuz. Uzay cağında artik Allah diye bir şeyin olmadığını görseniz daha mutlu olursunuz. Bunlar demode uğraşlar. Siz önce küçük çocukların nasıl karnı doyar onun formüllerini arayın. Kusura bakmayın, ancak nüfusunun büyük kısmı fakirlik çeken bir ülkede artik Allah masalı karın doyurmuyor.
İyi günler dilerim, saygılarımı sunarım..”
Mesajın hakaret mi yoksa cehalet mi içerdiğini anlayabilmek için bir kez daha okuduğumda cehalette olsa hakarette olsa formülü uzayda arayanlara zahmet etmemeleri açısından aklımdan geçenleri yazma gereği hissettim. Yazarlarını ve içeriğini beğenerek takip ettiğim karakalem dergisi, bir zamanlar okuduğum tüketim çılgınlığının verilerini (maili gönderen zatın deyimiyle “uzay çağı” verilerini) şu şekilde yansıtmıştı sayfalarına:
Dünya genelinde parfümeri için harcanan para: 15.milyar $
Avrupa’da 1 yılda dondurmaya verilen para: 11.milyar $ ve
Bu yıl hiç kimse yatağına aç girmesin diyorsanız harcanması gereken para: 19.milyar $
Dile kolay gelen bu rakamları okuduktan sonra zekât müessesesinin mükemmel işlerliği düştü aklıma. Obeziteden ölen kişi sayısının, açlıktan ölen kişi sayısından fazla olduğu günümüzde bunları yaşıyorken İslamiyet’in en güzel yaşandığı zamanlarda neler yaşanıyordu acaba?
İslamiyet’in en güzel yaşandığı zamanlar da zekât vermek isteyenlerin arayıp tarayıp bir türlü zekât verecek fakir bulamaması, sonrasında elbet bir fakir alır umuduyla zekâtını bir ağacın dalına asıp, günlerce o dalda asılı kaldığı zamanlar da saklı olan ve ibret alınmasını bekleyen mesajlar mı demode yoksa müşterisini, ikinci malını aldığında; “ben bugünlük siftahımı yaptım, karşı komşum daha siftahını yapmadı” diyerek komşusuna gönderen zihniyet mi?
Komşusu aç iken, tok yatan bizden değildir, zekâtını vermeyen kıyamet gününde cehennem ateşindedir diyen bir peygamberin ümmeti, zenginlerin mallarında fakir ve yoksulların hakları vardır, zenginlerin, ihtiyacını giderecek miktarı fakire vermesi farzdır, eğer fakirler aç, bîilâç kalacak olurlarsa, Allah, zenginleri bundan sorumlu tutacaktır deyip önemine binaen, Kur’an-ı Kerimde otuz iki yerde, namazla birlikte zikredilen ve oruçtan önce farz kılınan zekâtı ihsan veya basit bir sadaka olarak görmeyen bir dinin mensubu olmaktan gurur duyuyor, uzay çağında Allah diye bir şey yok deyip, formülü uzay da arayanları da UFO’lara havale ediyorum.
Fatih İraz

hayvanlar aleminde bile bizden çok fazla sayıda olmalarına rağmen açlıkten ölen olmazken insanlar bunu yaşıyorsa hatayı yaradanda değil dünyayı bu hale getirenlerde aramak lazım..bu arkadaşa sormak lazım dünyaya ilk gözlerini açtığında beslendiği anne sütünün formülünü açıklayan müspet ilim mevcutmu?
Formulu cok guzel bi sekilde vermissiniz, ufolara emanet etmenize cok guldum :)